Türler
karmaşasında ilk kayıp anlar lirik, epik, akrostiş gibi
kelimelerle başlamıştı, nasıl bir şiir yazacağımı düşünürken
aldığım “tavsiye” niteliğinde eleştiriler. Edebi eser yazma
denemelerim vardı neden sonra, hikaye, roman, günlük kavramlarını
hayatıma sokan. Noktasına, virgülüne, mizanpajına dikkat etmek
zorunda olmak yeterince kalıplara sokmak değil mi yazdıklarımızı.
Özgürlük bunların neresinde.
İki
kitap olarak hazırlamıştım başlangıçta “Bir Erkeğin
Günlüğü” ve “Tuzlu Kahve” ismiyle. Neden sonra
“birleştirelim” dedi yayıncım ve öyle yaptık. O’nun
hikayesinin bittiği yerde benim hikayelerim başlıyor.
Sosyal
medyada paylaşılanlar da yetmemeye başladığında hislerimi
anlatmaya, bu kitap ortaya çıktı. Günübirlik ve “bir cümlelik”
başlık altında toplanan yazılarım devam etme zorunluluğu
olmadan kaldığı yerde kalıyordu. Bu haliyle de bir işe
yarayabileceği umuduyla akardım sayfalara.
Yorumlar
Yorum Gönder